![]()
![]()
İSTANBUL - Bundan tam 400 yıl önce, 25 Ağustos 1609'da, ünlü İtalyan matematikçi ve astronom Galilei Galileo yeni yaptığı teleskobunu Venedikli tüccarlara tanıttı.
Bazı tüccarlardan ufak tefek 'sponsorluk'katkısı temin eden Galileo, kısa süre sonra yeni teleskobuyla en büyük keşiflerini yapmak üzere gözküyüzü taramaya başlamıştı. Ancak şahit oldukları daha sonra başını Katolik Kilisesi'yle belaya sokacaktı.
Galileo'nun ilk farkettiği Ay'ın da Dünya gibi küresel bir gök cismi olduğuydu. Sonra Jüpiter'in uydularını gördü, Venüs'ün güneşe göre konumunua bağlı olarak 'gölgelendiğini' keşfetti. Yani bu gezegenler Dünya'nın değil Güneş'in etrafında dönüyordu ki bu keşif Katolik Kilisesi'nin öğretileriyle tehlikeli şekilde ters düşüyordu.
Aynı şekilde, Kilise tarafından öğretildiğinin tersine, Güneş'in 'mükemmel' olmadığını da çözdü. Bugün pek hatırlanmasa da, Samanyolu'nun devasa bir yıldızlar kümesi olduğunu da ilk farkeden Galileo idi.
Mercekli teleskopların atası olarak kabul edilen ve ilk olarak 1608 yılında Hollandalı bir gözlük yapımcısı olan Lippershey tarafından tesadüfen bulunan teleskobu geliştirerek, ilk astronomi gözlemleri için kullanan ve bilim dünyasının hizmetine sunan Galileo'nun teleskobu, uzun bir tüp içine yerleştirilen aynı odağa sahip iki mercekten oluşuyordu.
Galileo'nun teleskobunun 400. yıldönümü dolayısıyla Google arama motoru da açılış sayfasına bu teleskobun bir logosunu koyarak, kullanıcılarını bilgilendirmeye çalıştı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ISTANBUL - ABD Deniz Kuvvetleri'ne mensup kimyagerler, rafine edilerek karoten bazlı jet uçak yakıtına dönüştürülebilecek doymamış hidrokarbonları deniz suyundan elde etmeyi başardı. Şimdi sıra, süreçteki kimyasal reaksiyonlarda kullanılacak 'temiz' enerji kaynağı bulmakta.
Deniz suyundan doymamış hidrokarbon üretim sürecinde, önce suda çözülmüş olarak bulunan karbondioksit ayrıştırılıyor. Toplanan karbondioksit, elektrik enerjisiyle su moleküllerinin parçalanması sonucu ortaya çıkan hidrojenle birleştiriliyor ve hidrokarbon yakıt elde ediliyor.
Süreçte Fischer-Tropsch adı verilen kimyasal reaksiyonun farklı bir türevinden yararlanılıyor. Fischer-Tropsch, genellikle kömürden çıkarılan ve karbon monoksit ile hidrojen karışımından oluşan 'syngas'ın, işlenerek benzin benzeri hidrokarbon yakıt üretilmesinde kullanılan bir işlem.
Bugüne kadar Fischer-Tropsch sürecinde karbondioksit kullanılmıyordu. Ancak küresel ısınmayla birlikte havadaki oranının artması, üstelik okyanuslarda havadakinin yaklaşık 140 katı daha fazla CO2 bulunması, bilimcileri bu gazı potansiyel bir girdi maddesi olarak değerlendirme yoluna sevk etti.
Kimyagerleri şimdi düşündüren konu, tasarlanan jet yakıtının 'temiz' yollarla üretimini sağlamak. Zira deniz suyundan jet yakıtı üretimi süreci oldukça karmaşık ve çok aşamalı olduğundan, tükettiği enerji de aynı oranda artıyor.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Japonlar, uzaya güneş enerjisi santrali kuracak, santralin üreteceği enerji lazer veya mikrodalga olarak yeryüzüne nakledilecek.
Hükümet, bu "fütürist" santralin kurulabilmesi için kolları sıvadı ve 2030'a doğru dünya yörüngesinde güneş santrali kurulmasına ilişkin projeye katılacak firma ve kurumları belirledi.
Yer'den 36 bin kilometre yüksekte kurulacak santral, güneş panellerinden oluşacak. Yeryüzünde kullanılmakta olanlara benzeyen fotovoltaik elementler, güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştürecek. Paneller yerdekinin en az 5 katı fazla elektrik üretecek.
Elektrik akımı, Yer'deki devasa bir parabolik antene lazer veya mikrodalga huzmeleri şeklinde gönderilecek.
Güneş enerjisinin temiz ve sonsuz olduğunu vurgulayan Japon yetkilileri, bu sistemin enerji ihtiyacının karşılanmasına ve sera gazlarının yol açtığı küresel ısınmayla mücadeleye katkıda bulunacağını düşünüyor.
Bu muazzam bilimsel ve sınai proje, Japon Uzay Kurumu başkanlığında yürütülecek. Japonlar, bilim-kurgu kitaplarından fırlamışa benzeyen proje üzerinde 1998'den beri çalışıyor.
Bu kapsamda ilkin enerjinin mikrodalga halinde aktarılabilmesi için bir deneme uydusu fırlatılacak. Ardından her biri 10 megavat gücündeki güneş panellerinin robot çalışmalarıyla uzaya yerleştirilmesinin mümkün olup olmayacağı görülecek. Daha sonra 250 megavatlık bir prototip santral yörüngeye oturtulacak. Böylece santral bütünüyle testten geçirilerek maliyet ortaya çıkacak.
Araştırmacılar, nihai olarak 1000 megavatlık sistem kurmayı tasarlıyor. Evdeki hesap çarşıya uyarsa, elektriğin kilovat başına maliyeti, bugünkünün beşte ya da altıda biri kadar olacak. Ancak bu enerjiyi kullanacak halkın ikna edilmesi şart gözüküyor, zira birkaç sene evvel yapılan kamuoyu araştırması, insanların lazer ve mikrodalga deyince endişe duyduğunu göstermiş bulunuyor
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yeni evli Suudi çift Malezya'da geçirdikleri cennet gibi bir balayının ardından eve uçmaya hazırlanıyordu. Ancak bir haftalık evlilik hayatı, yeni damata fazla bile gelmişti.
Romantizm, yeni gelinin havaalanı tuvaletinde çok fazla zaman geçirmesiyle tamamen tükendi. Damat için çözüm basitti: Uçağa yalnız binmek. Suudi Arabistan'a dönmeden önce havaalanının tuvaletini kullanan yeni gelin uzunca bir süre sonra dışarı çıktığında kocasını bulamadı. Suudi Arabistan'da öğretmenlik yaptığı belirtilen gelinin tuvalette ne kadar zaman geçirdiği bilinmiyor, ama bu süre damat için yeterli olmuş görünüyor. Balayı tatilinin parasını da ödediği belirtilen kadın tuvaletten çıkıp kocasını göremeyince havaalanında kocasını bulmak için umutsuzca bir çabaya girişti.
Giderek kocasının başına kötü bir şey gelmiş olduğundan endişeleniyordu. Suudi gazetesinin haberine göre, kadın sonunda kocasının uçağa binip Suudi Arabistan'a döndüğünü anladı. Genç adam ise Suudi Arabistan'a döndüğünde sakin bir şekilde yakınlarına eşinin hala Malezya'da olduğunu söyledi. Ancak olayın ardından çılgına dönen genç kadın acilen boşanmaya karar verdi.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
SAMSUN'un Atakum İlçesi'nde emekli öğretmen 58 yaşındaki Emin Özçelik'in evine gece geç saatte giren hırsız, evi soyduktan sonra rujla yatak odasındaki aynaya, "Hakkınızı helal edin, oğlum için yaptım. Beni buna mecbur ettiler" diye yazarak kayıplara karıştı.
Atakum İlçesi'nde oturan ve bir haftadır şehir dışında bulunan emekli öğretmen Emin Özçelik, bu sabah evine geldi. Yatak odasına eşyasını yerleştirirken aynaya rujla yazılan notu görünce polise haber verdi. Evde yapılan incelemede, emekli öğretmenin eşine ait olan biri altın kaplama 2 kol saati, 2 küpe, 2 kolye ucu, 2 yüzük, cep telefonu ve altın takı setinin çalındığı ortaya çıktı.
Hırsızın birinci kattaki daireye balkon kapısını zorlayıp açarak girdiği belirlenirken, polis ayna ve rujdan parmak izi alarak olayla ilgili soruşturma başlattı. Aynadaki yazıyı gördükten sonra şaşkına döndüklerini söyleyen emekli öğretmen Emin Özçelik, "Evi fazla dağıtmamış. İlk başta hırsız girdiğini bile anlamadık. Aynadaki yazıyı görünce soyulduğumuzu anladık. Bu notu silmeyeceğim ve böyle saklayacağım" diye konuştu.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
![]()
Çok pahalı ya da değerli bir yüzük olduğundan değil, manevi değeri vardı. Evlilik yüzüğüydü. Tam 16 ay boyunca aradı...
Yeni Zellanda'da bir adam başkent Wellington'daki limanda gezerken nikah yüzüğü parmağından kayıp denizin derinliklerine gömüldü.
İnatçı adam pes etmedi. Tam 16 ay yüzüğünü arayan Aleki Taumoepeau sonunda onu denizin dibinde parıldarken gördü.
Yeni Zellanda gazeteleri adamın durumunu Lord of The Rings filmindeki yüzük macerasına benzetti.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Dolandırıcılarda senaryo çok.. Kayseri'de 3 dolandırıcı iki kardeşin zengin olma hayalini kabusa çevirdi.
'Arazinizde kıymetli define var' dediler. İçi boş küpü çamura bulayıp teslim ettiler. Daha sonra ara ara gelip toplam 26 bin lira masraf parası aldılar..
Bir de üstüne 50 bin lira tutarında iki açık senet verdiler. Senetlerin piyasada dolaşması üzerine şüphelenen iki kardeş küpü açınca gerçeği fark ettiler.
Kayseri'de, içerisinde 5 milyon lira değerinde altın heykel bulunduğu iddia edilen çömleğe ortak olmak isteyen 2 kardeş, dolandırıldıklarını anlayınca Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu.
"ARAZİNİZDE ÇOK KIYMETLİ DEFİNE VAR"
Kocasinan ilçesine bağlı Güneşli beldesine bağlı Yüreğir köyünde oturan 58 yaşındaki Muhsin Durmuş ile ağabeyi 64 yaşındaki İzzet Durmuş'un evine gelen İsmail D, Selahatin S. ve Mehmet S.Ö, iddiaya göre ''sizin arazilerde çok kıymetli define var. Gece bilgisayarlı dedektörle arama yapacağız. Defineye sizi de ortak edeceğiz. Define bulmak için bir papaz da bizimle olacak'' dedi.
Mağdur Muhsin Durmuş 5 trilyonun hesabını yaparken şimdi icralık oldu.
ÜZERİNİ PİŞMİŞ ÇAMURLA KAPATTILAR
Muhsin Durmuş'a birkaç gün sonra üzeri pişmiş çamurla sıvanmış, haç işareti bulunan bir çömlek veren dolandırıcılar ''bu hazineyi sizin arazinizden bulduk. Jandarma bizi yakalayabilir. Bu çömleği bir süre saklayın'' diyerek köyden ayrıldı.
2 ADET AÇIK SENET VERDİLER
Muhsin Durmuş ile ağabeyi İzzet Durmuş'u daha sonra Kayseri'ye çağıran 3 kişi,''defineyi birlikte bulduğumuz papazın otel masrafları için bir miktar para lazım'' diyerek para istedi. Yanlarında nakit para olmayan Durmuş kardeşler de papazın masraflarının ödenmesi ve hazineye ortak olmak adına dolandırıcılara 2 adet açık senet verdi.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Gözünden yaş değil kan damlıyor
15 yaşındaki Calvino Inman'ın sırrı çözülemiyor. Doktorlar bu durumun milyonda bir görüldüğünü söylüyor.Üzüldüğü zaman gözlerinden kan akan Calvino'nun sırrı çözülemiyor.
Amerika'nın Tennessee Eyaleti'nde yaşayan 15 yaşındaki Calvino Inman adlı genç ağladığı zaman gözlerinden, yaş yerine kan geliyor.
Doktorları dahi şaşırtan Inman'ın neden bu şekilde tepki verdiği ise henüz çözülebilmiş değil.
Calvino ve annesi ise Hz. İsa'nın çarmıha gerildiğinde vücudunda oluşan işkence izlerine (stigmata) benzeyen tıbbi esrara bir çözüm bulunması umuduyla, bir bir yerel televizyon kanallarına çıkıyor.
MİLYONDA BİR KARŞILAŞILIYOR
Göz hastalıkları uzmanı Dr. Rex Hamilton, Calvino'nun ender rastlanan ve tıp literatüründe 'haemolakriya' olarak adlandırlan kanlı gözyaşlarından muzdarip olabileceğini söylüyor..
Good Morning Amerika adlı televizyon programında, Inman'ın yaşadıklarının hastalık tanımlarına uyduğunu ama bu hastalığa neyin neden olduğunun bilinmediğinin altını çizen Hamilton, bu durumla milyonda bir karşılaşıldığını belirtiyor. Calvino'nun annesi medya aracılığıyla oğluna yardım arıyor.![]()
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Almanya'nın Bielefeld kentinde 16 yaşındaki iki Türk kuzen 12 yaşında bir Alman kıza tecavüzden tutuklandı. Mahkeme iki gence 30’ar ay hapis cezası verirken, Turan cinsel terapi almayı kabul ederek Ağustos’ta serbest kaldı.
Ali hâlâ hapiste yatarken, Turan, Lena isimli kızla tekrar görüşmeye başladı. Arkadaşlıklarını ilerleten ikili aşk yaşamaya başladı. Lena mahkemeye bir mektup yazarak, “Yalan söylediğini ve iki gencin kendisine tecavüz etmediğini” belirtti. Lena ile Turan’ın birlikte çekilmiş fotoğraflarını da dava dosyasına ekleyen Ali’nin avukatı, “Müvekkilim artık hapiste kalamaz. Davacı tecavüz olmadığını söylüyor” dedi. Ancak mahkemenin görüş aldığı uzmanlar Lena’nın durumunun “Stockholm Sendromu” olabileceğini belirtti. Bu nedenle mahkeme Ali hakkında tahliye kararı almazken, Lena’nın sağlık muayenesine alınmasını istedi.
Stockholm Sendromu
Rehin alınan, eziyet ya da tecavüz edilen, baskı altında tutulan kişinin bir süre sonra bunu yapan kişiye karşı duyduğu sempati, aşk hatta bağlılık durumu.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Size Türkiye'nin en nadide tarihi eseri Topkapı Sarayı'nda uyuşturucu yetiştirildiğini söylesek ne derdiniz... Topkapı Sarayı'nda bekçi olarak çalışan Ali Gezer, müzenin bahçesindeki iki saksıda 31 kök hintkeneviri yetiştirdiği iddiasıyla gözaltına alındı.
Savcıya ifade veren Gezer, 21 Ağustos 2009 günü sarayın kurşunluk bölgesinde iki saksı içerisinde hintkeneviri bulunduğunu, o bölgede bekçilik yaptığından dolayı sarayın koruma amiri tarafından çağrıldığını anlattı.
NE OLDUĞU BİLMEDEN EKMİŞ
Gezer, kendisine saksı içindeki bitkilerin gösterildiğini, bahçıvanın bu bitkilerin hintkeneviri olduğunu söylediğini belirtti. Gezer, kendisinin bu bitkileri ektiğini kabul etti, ancak ne olduğunu bilmediğini ileri sürdü. Ayrıca Gezer, söz konusu bitkinin tohumunu da güvercin yemi satan yemcilerden aldığını belirtti. Gezer, ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı.
DENEMEK AMACIYLA DİKİYORUM DEMİŞ
Müzenin Müdür Yardımcısı Gülendam Nakipoğlu ise polise verdiği ifadesinde, bekçi Ali Gezer’in köklerin kendisine ait olduğunu ve denemek amacıyla diktiğini söylediğini anlattı. Nakipoğlu, konu hakkında Müze Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya da bilgi verdiklerini ve kurumun prestijini yıprattığı gerekçesiyle Ali Gezer’den şikâyetçi olduklarını ifade etti.
TOPKAPI SARAYI
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı